Yüzler Gülüyor (mu) ?

14 Nisan 2011 Perşembe
14:20:59

Geride bıraktığımız son 3 yıllık dönemde tüketim davranışları üzerinde ekonomik kriz ve belirsizlikler şiddetli bir etki gösterdi. Birçok sektörde istihdam daralması yaşanması işsiz kalma endişesini tetikledi. Bu durum temel ihtiyaçlara dayalı konservatif tüketim davranışını pekiştirdi.Özellikle işsizlik kaygısı tüketici güven endeksinde hızlı bir gerileme yaşattı. Tüketiciler bütçelerinin büyük bir kısmını işsiz kalma ihtimalini gözeterek koruma çabası içerisine girdiler. Birçok ihtiyaç ötelendi. Kaygılarıyla yüzleşmek durumunda kalanlar, işsizlik veya gelir daralmasıyla mücadele ettiler. Belli bir kesim beklentilerini karşılayacak bir ücret geliri edinene dek sınırlı bir tüketim davranışı sergiledi. Kimse cebinde olandan daha fazlasını harcama konusunda gönüllü değildi.

 
Geçtiğimiz yılın 2. çeyreğiyle birlikte ekonomi piyasalarında seyreden olumlu sinyal, sonbaharla birlikte reel piyasada hissedilir artışları ve sonrasında devam eden pozitif seyri de beraberinde getirdi. Şimdi karşımızda harcama için daha hevesli bir tüketici grubu bulunuyor. Fakat bu aşamada da tam anlamıyla rahatlamış bir piyasadan söz edemiyoruz. Her koşulda artan ve maliyeti giderek yükselen bir rekabet ortamı söz konusu olmaya devam ediyor.
Perakende piyasasında bulunduğunuz iş koluna ilişkin çapını belirlemekte dahi zorlanacağınız miktarda rakiple karşı karşıyasınız. Kimse, bakir bir pazara veya lokale hükmetme lüksünü elinde bulunduramıyor. Pazarlama stratejileri, reklam harcamaları, yeni fikirler, yeni mecralar eskiden daha kolay ciro dönüşü sağlarken şimdi sadece mevcudun devamı için bile ekstra maliyetlere katlanmak zorundasınız.
Hepimiz bunca çaba ve maliyetin karşılığını almak için çabalıyoruz. Hedefler gündeme göre değişebiliyor ama ilk beklentimiz yeni müşteriler kazanmak ve sonrasında çok daha derin bir sadakat ilişkisi içerisine girebilmek. Alışveriş merkezlerimiz ve mağazalarımız daha fazla sayıda ziyaretçiyle buluşsun istiyor, her bir mağaza ziyaretinin ciroya dönüş ortalamasının kat be kat yükselmesini umuyoruz. Daha fazla çalışana istihdam sağlıyor, kendi iç müşterimizi de konumlandırabiliyoruz. Fakat yüzlerde yeni yeni oturmaya başlayan gülümseme agresif piyasa koşullarıyla müstehzi bir tebessüme dönüşüveriyor. Artan girdi maliyetleri, markalaşma devrinin baskıları, yüksek bedelleri olan tasarım yatırımları ve diğer prensipler rahatlayacağı düşünülen piyasada gevşemenizi önleyen kriterler olarak raporlara dönüşüveriyor.
2008’de yüzler asılmıştı, 2009’da asık suratlar endişeli bir bekleyişle çıkış arıyordu. 2010 bir nebze olsun tebessümü de beraberinde getirdi. 2011 bir önceki yıldan devreden büyük ikramiye gibi coşkulu bir kahkahayla karşılandı.
Piyasa koşulları geride bıraktığımız üç yıl süresince enerjimizi ve ifadelerimizi çok değişik şablonlarla sergilememize neden oldu. Fakat her halükarda, tüketicimizin/müşterimizin içimizde kopan fırtınaları birebir yüzümüzden okumasına önlem alabilmeliyiz. Bu telaşlı ve aşırı duygusal reaksiyonlu yapının tüketici davranışını doğrudan etkilediğini sanırım bu kez daha somut bir biçimde öğrenmiş oluyoruz. Biliyoruz ki değişmeyen kurallarımız var : Gülümsemeyi bilmeyen dükkân açmamalı ve her koşulda gülümsemeye devam etmek için çok çalışmak ve üretmek zorunda olduğumuz unutulmamalı.
Gülümsemeye devam… İçtenlikle ve samimiyetle…
 

 





İlk yorumu siz yapın
Adınız
E-posta
Yorumunuz

Bağlantılar

Nilpark AVM Perakende.org Kitap Yurdu AMPD AYD