Sahada Olmak yada OLMAMAK14 Nisan 2011 Perşembe
14:06:38 Kimi zaman çat kapı ziyaretimize gelen dostlarımız olur ve ofisimizde yoksak eğer o esnada bulunduğumuz yer olarak “sahada” bilgisi aktarılır ve bazen şaşkın bakışlara konu olur bu durum. Evet bizlerce yerleşmiş bir kalıptır ve bir çok sektörde işin yürütüldüğü alan tarifi olarak “saha” tabiri kullanılır. Bazılarınca yabancı bir kavramdır, ilk bakışta yadsınabilir. Esasen yadırganması gereken sahadaki boşluktur oysa. Ürün, hizmet, müşteri, çalışan gibi temel unsurları akıl almaz devir hızlarına sahip bir sektöre sesleniyoruz. Belli başlı ve sektöre yön veren organizasyonları konunun dışına ayırdığımızda hala saha kavramının yeterince doğru ele alınmadığını üzülerek görüyoruz.
Doğru ele alınmayışı kabaca tasnif etmek gerekirse temel iki başlıkta değerlendirmek mümkün. İlk olarak sahadan uzak, sahada yetişmemiş yöneticilerce perakendeye hizmet vermeye çalışmak, ikincisini ise sahada olup bitenleri yeterince takip edememek veya sahaya inememek olarak adlandırabiliriz.
Sektörümüz yeniden ele alınıp yaygınlaşarak son 20 yılda farklı bir dizayna ulaştı. Seyri değişen ekonomik koşullar çerçevesinde de ülkemizin en önemli dinamiklerinden biri haline geldi. Genç kadrolara sahip olmamız büyük bir dinamizm kazandırmakla birlikte açığa çıkan enerjinin kontrolü noktasında da doğru bir yapılandırmaya gereksinim duyduğumuzu göstermektedir.
Zaman zaman perakende sahalarında arzu etmediğimiz dialoglar, kurumların imajlarıyla bağdaştıramadığımız görüntüler, kişisel keyfiyetler ve benzer muhtelif aksaklıkları yaşayabiliyoruz. Vaka bazında tek tek durum analizi yaptığımızda bir çok farklı nedenle gündeme gelen bu olumsuzlukların aslında minik önlemlerle bertaraf edilebileceğini anlıyoruz. Birkaç basit iç iletişim tekniği ve saha kontrolleriyle üstesinden gelebileceğimiz veya oluşmadan önlenebilecek bir çok negatif gelişme bize kolaylıkla müşteri kaybettirmeye yetebiliyor.
Organizasyonlar genişleyip farklı coğrafi mahallere yayıldıkça kontrolü merkez birimlerinde tutmak kolay olmayacaktır. Kaldı ki katı merkeziyetçi yönetimlerin gelişim noktasında verimli olamayacağı da ortadadır. Nihayetinde kurum merkezlerinin esasen “destek birimi” olarak işlev görmesi gerekmektedir. Her ne kadar bazen yüceltmek ya da önemini vurgulamak adına “GENEL MERKEZ” , “GENEL MÜDÜRLÜK” gibi konumlandırmalarla öne çıkardığımız yapılar aslında destek birimlerinin bir araya getirildiği yapılardan ibarettir. Her perakende organizasyonun genel merkezi müşteri gözünde içinde bulundukları mağazadır. Çünkü kurumun en somut temsil noktasıdır mağazalarımız. Hal böyleyken yüceltilmesi gereken, ürünün, müşterinin ve yazar kasanın bir arada bulunduğu perakende satış noktaları olmalıdır.
Görülüyor ki sektör genelinde kurum standartları kadar yerelleşme kavramı da önemseniyor. Bu bağlamda kurum misyonunun zincirin her halkasına doğru aktarılması ve farklılaşan yerel şartların kurum merkezlerine doğru yansıması aşamasında sahadaki varlığımızın önemi ortaya çıkmaktadır. Sahaya daha fazla çıkmak, örnekleri doğru anlamak, müşteriyi ve çalışanı daha iyi tanımak ve sorunu fırsata çevirmek adına son derece önemli ve üzerinde durulmayı hak eden bir sorumluluk olmalıdır. ![]()
İlk yorumu siz yapın
|
|