Çözüm de var08 Şubat 2012 Çarşamba
14:30:29
Malum diyorum genelde başlıklarımız bellidir çünkü. Ancak mutlaka alışveriş merkezini oluşturan tüm unsurların yorum ve tespitlerine işlev oranlarını biçimlendirmeden kulak vermek gerekir. Bu konuda çok iyi bir dinleyici olduğumuz aşikar da çözümden bahsedenlerin de sesini duyma ve duyurma vakti geldi de geçiyor. Misal, alışveriş merkezlerinde faaliyet gösteren perakende markalarımızın çalışan sirkülasyonundan hem marka sahipleri hem de bizler çokça şikayet ederiz. Çalışan sadakati, kalifiye personel gibi konularda bulunduğumuz nokta devamlı sorgulanır. Lakin meselenin derinliklerine girme arayışları yerine yüzeysel yaklaşımlarla konu etrafında dolaşır dururuz. İşin içinde olan bizler artık sadece dillendirmekle kalmamalı, önerilerimizi de tartışmaya açabilmeliyiz. Çözüme giden yolun ekstra maliyet oluşturacağı aşikarken bu nazik konuyu alıştıra alıştıra önce dillendirme sonrasında ortak bir konsensüse yöneltme durumu bence aşılmış ve başarılmıştır. Bundan sonrası iyileştirme adımlarının atılmasındadır. Çalışanlarımızın memnuniyeti hakikaten önemli olmalıdır. Doğru lokasyonda ticaret yapmak, ürün geliştirmek, pazarlama faaliyetlerine bütçe ayırmak, indirim ve fiyat politikalarını düzenlemek nasıl olsa malı satmakla eş değer görülmekte ve iş gücü katkısı değerini yitirmektedir. Maalesef hakim anlayış bu yönde güçleniyor. Markalarımız, ürünü doğru tasarladığını, doğru fiyatla arz ettiğini, doğru tanıttığını ve ürünün kendi kendini sattığını, personelin de satışa açıp paketleyip para akış operasyonunu gerçekleştirdiğini düşünüyor ve doğruluyorsa asıl sıkıntı burada başlıyor olmalı. Oysa hala sosyal ve son derece insani unsurlar üzerinden ilerliyoruz ve ticaret ve alışveriş her ne teknolojik gelişme olursa olsun sosyal bir olgu olmaktan alıkoyulamayacaktır. Gelin çalışanlarımızı dinleyelim. En sık ifade edilen şikayet konularını irdeleyelim. Ücret politikaları, prim operasyonları, çalışma saatleri, kariyer politikaları ve çalışma günleri noktasında yerimizde saymayalım artık. Üstelik en hızlı istihdam büyümesi yaşayan bir sektörü de bu tip sorunları umursamayan, çözemeyen bir algıya mahkum etmeyelim. Derler ya “göç yolda düzülür” işte bu nokta motivasyon olmalı ve en azından belki bu başlıklarla bir yerden başlanmalıdır. Bunca sözün üzerine önerim de olacak elbette. Çalışan sadakatini önemseyen ve destekleyen bir anlayışa sahip olduğumdan önceliğimi sadakat ve kıdem unsurlarını pekiştirmekten yana kullanacağım. Kıdem ve performans, ücret ve prim belirlemelerinde etkili bir ağırlığa sahip olmalı. Markayı yaşayan, efor sarf eden, geliştiren çalışanın ücret ve ek ödemelerdeki ağırlıklı payı daha yüksek olmalı. Üç yıllık bir personel her ay en az iki hafta sonunda tatil yapabilmeli mesela. Bu önerileri çoğaltmak elbette mümkün. Ancak çözüme gitmeyi isteyip istemediğimizden emin olmamız lazım. Kalıplaşmış konularda artık sorunu tarif etme faslını geçip çözüme yönelim.
![]()
İlk yorumu siz yapın
|
|