23 Mayıs 2010 Pazar
Spor
Kadıköy ve Bursada heyecanlı, gerilimli, anlatılması güç ve unutulmaz anlar yaşanıyordu geçtiğimiz Pazar akşamında. Baharın yazla buluşmalarından biri sarmalamıştı atmosferi. Kupa Marmara sularında nazlı nazlı gezintiye çıkmış bu yılki talibini bekliyordu. F.Bahçe beklendiği üzere hızlı başlıyor ve karanavacı kralı Guiza ile kupaya sımsıkı sarılıyordu. Ve ne oluyorsa ondan sonra olmaya başlıyordu.
Sarı Kanaryalar belki de koca bir sezon süresince oynadıkları tüm 90 dakikalardan daha çok pozisyon üretiyor ama Trabzonspor’un nadir yüklenmelerinden birinde ortaya çevrilen top rekora koşan Volkan Demirel’i yanıltıyordu. O gece şampiyonluk bekleyen F.Bahçe taraftarını da.
 
Ve evet Bursapsor gönüllerin şampiyonluğunu en “Sağlamından” elde etti.Şimdi anlaşılıyorki aslında değişen yazgı değil Bursa'nın yazgıdaki yeriydi. Futbol tarihinde belki de ilk kez Gönüllerin Şampiyonuna bu sene bir de kupa verildi. Hem Bursaspor tarihinin hem de 26 yıl sonra Anadolu’nun tarihine alışılmamış fantastik bir şerh düşülüyordu.
13 Mayıs 2010 Perşembe
Spor

Yeni bir dünya kupası heyecanı için sayılı günler kaldı. Dört yıl önce Almanyada yapılan ve katılamadığımız için büyük üzüntü yaşadığımız futbolun en büyük turnuvasında beklentimiz Güney Afrikada olabilmek ve yine tarihi başarılar kovalamak üzerine kuruluydu.

Beklentilerimiz özellikle iki yıl önceki Avrupa Şampiyonasındaki muazzam çıkışımızın ardından kat be kat artmıştı lakin "olayları neticesine göre değerlendirmek lazım" kabilinden meseleye yaklaştığımızda turnuvada olmamamızın gerekçeleri bahaneden öteye geçemiyor.

Milli Takımımızda yer alan oyuncular ve Teknik Direktörümüz Fatih Terim'in bizi mutlaka G.Afrikaya götüreceğine neredeyse emin gibiydik. Ve görece grubumuzda dişimize göre ve İspanya hariç kalite ve ekol anlamında zayıf takımlardan oluşuyordu.

Futbol iştahımızın kabarmaya başladığı bir noktada sayısız kez üzerine konuşulan bu konuyu derinlemesine irdelemek yerine şimdilik Dünyanın Kupasını kazananların ve Turnuvaya Ev Sahipliği yapan Ülkelerin listesini paylaşmak istiyorum.

Yıl - Ev Sahibi

Şampiyon

Finalist

Skor

Üçüncü

Dördüncü

Skor

2010 - Güney Afrika

.

.

.

.

.

.

2006 - Almanya

İTALYA

Fransa

1-1, 5-3p

Almanya

Portekiz

3-1

2002 - Japonya / Güney Kore

BREZİLYA

Almanya

2-0

Türkiye

Güney Kore

3-2

1998 - Fransa

FRANSA

Brezilya

3-0

Hırvatistan

Hollanda

2-1

1994 - A.B.D.

BREZİLYA

İtalya

0-0, 4-3p

İsveç

Bulgaristan

4-0

1990 - İtalya

ALMANYA

Arjantin

1-0

İtalya

İngiltere

2-1

1986 - Meksika

ARJANTİN

F.Almanya

3-2

Fransa

Belçika

4-2u

1982 - İspanya

İTALYA

F.Almanya

3-1

Polonya

Fransa

3-2

1978 - Arjantin

ARJANTİN

Hollanda

3-1u

Brezilya

İtalya

2-1

1974 - F.Almanya

F.ALMANYA

Hollanda

2-1

Polonya

Brezilya

2-1

1970 - Meksika

BREZİLYA

İtalya

4-1

F.Almanya

Uruguay

1-0

1966 - İngiltere

İNGİLTERE

F.Almanya

4-2u

Portekiz

S.S.C.B.

2-1

1962 - Şili

BREZİLYA

Çekoslovakya

3-1

Şili

Yugoslavya

1-0

1958 - İsveç

BREZİLYA

İsveç

5-2

Fransa

F.Almanya

6-3

1954 - İsviçre

F.ALMANYA

Macaristan

3-2

Avusturya

Uruguay

3-1

1950 - Brezilya

URUGUAY

Brezilya

2-1

İsveç

İspanya

3-1

1938 - Fransa

İTALYA

Macaristan

4-2

Brezilya

İsveç

4-2

1934 - İtalya

İTALYA

Çekoslovakya

2-1u

Almanya

Avusturya

3-2

1930 - Uruguay

URUGUAY

Arjantin

4-2

.

.

.

 

11 Mayıs 2010 Salı
Spor

Bir futbol sezonunun daha son haftasına gelmişken futbol serüvenimizi şöyle bir irdelediğimde profesyonel liglerin kurulmasıyla önce "3 Büyükler” sonrasında “Anadolu İhtilali” deyimini literatüre nakleden Trabzonspor’unda katılımıyla “4 Büyükler” jargonundan öteye gidememiş Şampiyonluklar zincirinin blokajını görüyorum.

Acaba bir Fenerbahçeli futbolcu mu şampiyonluğu daha çok ister yoksa tarihe hakikaten tarihe, bir kentin kaderine yazılma eşiğine kadar ulaşmış Bursasporlu oyuncular mı? Mantık elbette Bursaspor diyor ama ya onlar yeterince istemiyor ya da bu mesele sadece istemekle neticelenmiyor.
Bunca yılın bıraktığı tortuyla hafta sonundaki olası sahneleri gözümde canlandırmaya çalıştığımda ulaşabildiğim görüntü Fenerbahçe lehine.Fenerbahçe artık bu saatten sonra Şampiyonluğu vermeyi, hem de Kadıköyde ve hem de ununu elemiş Trabzonspor karşısında mevzubahis dahi yapmayacaktır. Üstelik maçın başlarında goller bulup taraftarını da rahatlatacak ve muhteşem bir ambiansla kupayı havalandıracaktır. Daumun Fenerbahçesinin o kahredici Denizlispor hadisesinden sonra ve bu kez kendi sahasında bir daha böyle bir felaketi yaşatacağını hafsalam kabul etmiyor. Bursaspor ise ardı ardına Kadıköyden gelecek Fenerbahçe gol haberleri ile demoralize olacak ve Bursa-Beşiktaş maçı belki berabere veya kuvvetle muhtemel Beşiktaşın üstünlüğü ile sonuçlanacak gibi duruyor.
25 Ocak 2010 Pazartesi
Perakende Beysbol

İstanbul’da bir organizasyona katılmak üzere aracımızla yol alırken yakıt takviyesi için uluslararası pazar liderlerinden birine ait akaryakıt istasyonuna giriyoruz.
 
Bir akaryakıt istasyonunda güvenli bir şekilde aracımızın ve zaruri ihtiyaçlarımızın giderilmesinden çok daha fazlasını beklemeyiz değil mi?
Belki kalitesini dünya çapında kanıtlamış bir markanın logosu altında isek daha bi’ rahatlar, bu durumu küçük bir mola fırsatı olarak da değerlendirebiliriz.
 
23 Kasım 2009 Pazartesi
Perakende Beysbol

Marmaranın körfez şehirlerinden birinin en “işlek caddesinde" yürürken yeni açılmış bir jean mağazasının yolumuzun üzerinde aniden belirmesiyle şaşkınlıkla karışık mağazaya doğru yaklaşıyoruz.

Mağaza şehrin en hareketli caddesinde ve üstelik caddenin en yoğun noktasına çekim merkezinin ortasına konumlandırılmış. Dışarıdan bakılınca kendi çapında popüler olan bu caddeye marka gücü ve bilinirliği benzerlerinden biraz daha hallice olan bir spor giyim markasının yatırım yapmış olması bile tek başına yeterince iddialı ve cezbedici geliyor. Bir de içeriden bakalım diyerek bir çırpıda kendimizi mağazada buluyoruz.
 
Planlamada yatırımın hedef kitle ve lokasyon uyumu ideal ama daha içeriye girer girmez eskinin başarısız satış jargon ve davranışlarıyla kuşatıldığımızı hissediyoruz. İlk etapta çok fazla aldırış etmeden ve hazır gelmişken mevsime uygun kıyafetler bakınıyoruz. Sonbaharın kışla karışık yağmurlu günlerindeyiz.

 

28 Haziran 2009 Pazar
Perakende Beysbol

Bu bölümde perakende sahalarında yaşadığımız deneyimlerden yola çıkarak vaka analizlerini, perakende ligini en çok bağdaştırdığım spor dalı olan ‘beysbol’ yaklaşımıyla değerlendirmeye çalışacağım.

Perakende ligindeki takımların en değerli oyuncuları bana kalırsa sahada satış operasyonunu yürüten ekibin tamamıdır ve bütün ekip tek bir kişi gibi beysbol oyunundaki atıcının (Pitcher) karşısında elinde beysbol sopasıyla sayı yapmak için bekleyen vurucu (The Batter) ile benzer şartlar altındadır. Vurucuların, yani perakendedeki saha ekibinin maç kazandıran sayıları veya arka arkaya ıskaları (strike) ve olası sonuçlarını bu başlık altında bulabileceksiniz.

 

15 Haziran 2009 Pazartesi
Alışveriş Dünyası

Birbirini takip eden haftalar ve günlerin benzerliğinden sıyrılmak, boyut değiştirmek, gidilemeyen yerlere gitmek, benzer ya da farklı hikayelerin içinde soluk bulmak için en ideal alternatiflerden biridir sinema perdesi. Kahramanlarla birlikte aşkı anlamaya çalışmak, ölmek bazılarıyla, bir diğeriyle yeniden doğmak. Savaşmak tüm kötülüklerle ve kötülerle. İki saate sığan ömürleri eleştirmek bazen. Bazen sıkılıp ilk yarı sonun da fuayeden dışarı yavaşça sıvışıp kendi hikayelerimize dönmek, bazen de bir kez daha izleme arzusuyla gişede yerimizi almak…

Bir masala, kurgu bilim fantastiğine, destanlara, maceraya ve duyguların ötesine geçmeye tek biletle yolculuktur sinema. Kocaman bir sektörün çöküş günlerine denk gelen çocukluğumda ıskaladığım hikayeleri, video filmlerinin yavan tadlarında yakalamaya çalışıp ne "VCD" ne "DVD" teknolojisinde bulamadığım düşlemelerin acısını çıkarmaya çalışıyorum sihirli perdenin yansımalarında. Onlarca kişiyle aynı yansımada bambaşka birikimleri de arkaya katıp, belki yanı başımızda belki de adını hiç duymadığımız bir uzak ülke toprağında yaşanmış, yaşanası hikayeleri katıyoruz yüreğimize.

15 Haziran 2009 Pazartesi
Ekonomi

 

Ekonomik kriz tanımı sektörden sektöre, kurumdan kuruma, kişiden kişiye olduğu gibi ülkeden ülkeye de değişkenlik gösterebilmektedir.

Kimileri için kriz belirtisi ya da doğrudan krizin kendisi döviz kurlarındaki hızlı değişimler olabilirken kimisi için düşük karlı mali dönemler bile kriz kavramını tanımlamak için yeterli gelebilmektedir.

Ülkemizde yaşayan ve minumum 30’lu yaşların başında olan herkes en az 3 önemli ekonomik krizi birebir yaşamış ve sonuçlarından olumlu/olumsuz etkilenmiştir.